BAŞKAN'dan>>

Çok değerli meslektaşlarım; 

2016 yılının Avukatlar Haftanızı, öteden beri de kullanıla gelen 5 Nisan Avukatlar Gününüzü kutluyor; sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimi ayrı ayrı hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.

Değerli meslektaşlarım; ne yazık ki, ülke ve dünya olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Bir taraftan terör olayları, diğer taraftan küresel çatışmalar artarak devam etmektedir. Korkarım ki, bu gidişle niteliği ve yoğunluğu farklılaşacak bir süreci yaşayabileceğiz. Şehitlerimize rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Temennimiz ve duamız o dur ki; başta ülkemiz olmak üzere tüm Dünya’ya huzur ve barış gelsin.

Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi; terörün hedefinde milli birlik ve beraberliğimiz, ülkemizin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, parçalamak vardır. Bu art niyeti ancak her zamankinden daha fazla bir ve beraber olarak bertaraf edebiliriz. Yine terörün hedefinde Anayasal düzeni bozmak vardır. Yani hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, inanç özgürlüğüne dayalı laiklik anlayışını yok etmek vardır. O halde bu kavramları her zamankinden daha fazla sahiplenip ve uygulamalıyız. Eğer ki; kimi farklılıklarımızdan hareketle ayrışırsak, eğer ki; hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hak ve özgürlüklerinden taviz verirsek terörün deyim yerindeyse ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Değerli meslektaşlarım; insanlar sosyal varlıklardır. Toplum içinde doğar, yaşar ve ölürler. Çağdaş toplumlarda egemen olan temel sosyal disiplinler; din, ahlak, adab-ı muaşeret (görgü) ve nihayet hukuk kurallarıdır. Hukuk kuralları, hukuk mekânları sonuçtur. Aslolan diğer sosyal disiplin kurallarının kişiyi yönlendirmesidir. Örneğin din kurallarının kimi ritüellerin dışında,  kişiyi etkilemesi helale yönlendirmesi, haramdan uzak tutması beklenir. Ahlak kuralları da böyle…Kişinin kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkalarına da yapmaması, yalan söylememesi, başkasının hakkına tecavüz etmemesi… Görgü kuralları da, kişinin oturması kalkması, yemek yemesi, sokağı kirletmemesi gibi…Eğer bir toplumda bu kuralların özünden sapılacak olursa, bünyesinde belirli müeyyideleri barındıran hukuk kurallarının tatbiki kaçınılmazdır. Dini ritüellere, şekillerden öte, din kuralları eğer ki kişiyi kötülükten alıkoymuyor ise üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir sorun vardır. Keza ahlak kuralları için de bu böyledir. Ünlü düşünür Polibio’nun ifadesiyle; “En sefil millet kaleleri dimdik ayakta durduğu halde ahlâkı bozuk olan millettir”.  Ya değilse, dünyanın en büyük adliye saraylarını yapmak, dünyanın en büyük cezaevlerini inşa etmek maharet olmadığı gibi, övünülecek bir olgu da değildir.  Konu hukuk kuralları olunca da bu kuralların etkin ve zamanında adil bir şekilde uygulanması temel beklentidir. Aksi halde yozlaşmış, tefessüh etmiş bir toplum yapısından söz edilecektir.

Değerli meslektaşlarım; ülkeleri gelişmiş gösteren ve bu yönüyle güçlü ve farklı kılan en önemli unsurlar; hukuk devleti, demokrasi, insan hakları, bağımsız yargı ve inanç özgürlüğüne dayalı laiklik gelmektedir. Esasen tüm bu unsurlar demokrasilerin olmazsa olmaz unsurlarıdır. Bireylerin gerek Anayasa ve gerekse uluslararası hukukça tanınan temel haklarının başında; yaşama hakkı, işkence, eziyet, kötü muamele ve onur kırıcı davranışlara uğramama hakkı, angarya yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, mülkiyet hakkı, seçme ve seçilme hakkı, adil yargılanma hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkı, seyahat hakkı gibi haklar gelmektedir. Tüm bu ve benzeri hak ve özgürlüklerin güvencesi ise bağımsız ve tarafsız yargı sistemidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ifadesiyle; “ADALET GÜCÜ BAĞIMSIZ OLMAYAN BİR MELLETİN, DEVLET HALİNDE VARLIĞI KABUL OLUNAMAZ”.

Değerli meslektaşlarım; öteden beri yargı sistemimizle ilgili sorunlarımız bulunmaktadır. Anacak üzülerek de olsa ifade etmeliyim ki, son dönemlerde yargı da yaşanan ciddi travmalar yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını derinden etkilemiştir. Zaten sorunlu olan yargımız daha da dip yapmış ve vatandaş nazarında en güvensiz kurumların başında yer alır hale gelmiştir. Hele hele kamusal kişi ve makamların yargı üzerinde estirdikleri güç denemeleri yargının tamamen tarafsız ve bağımsız davranmasını, evrensel değerler doğrultusunda hareket etmelerini açıkçası engellemiştir. Kamuoyuna yansıyan kimi örnekleri burada gündeme getirmek isterim. Örneğin; İçişleri Bakanlığının HSYK’a bir yazı yazarak, kimi idare mahkemelerini liste yapıp, aleyhlerinde karar verdiklerini (Danıştay’ın yerleşik kararlarına karşın) ve gereğinin icrasını istemeleri ve HSYK tarafından listede belirtilen mahkemeler hakkında inceleme başlatılması, yine kimi valiliklerin aynı şekilde kimi hâkimlerin isimlerine yer vererek aleyhe, (Danıştay’ın yerleşik kararları doğrultusunda olmasına karşın) karar verdiklerini ve gereğini istemeleri hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı kapsamında asla kabul edilemeyecek örneklerdir. Bugün itibarıyla yargının içinde yaşadığı kutuplaşma yaşadığı en önemli sorunların başında yer almaktadır. Bu kutuplaşma vatandaşların da hak arayışında ciddi endişelere neden olmaktadır.

Öte yandan yargının olmazsa olmaz unsuru olan savunma gücünü temsil eden avukat meslektaşlarımızın mesleki faaliyetini icrası esnasında karşılaştıkları kimi zorluklar ve keyfi muameleler de hukuk devleti açısından kabul edilemez. Yine meslektaşlarımızın bağlı oldukları meslek kuruluşları hakkında; kamusal gücün kötüye kullanılarak, açık yasal düzenlemelere rağmen, sindirilmeye çalışılmaları, yok sayılmaları üzüntü vericidir. Bu cümleden olarak Hadim İlçemiz ile Beyşehir İlçemizde 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 50. Maddesi uyarınca meslektaşlarımızın kullanımında olan avukat odalarının Baromuza haber verilmeden, onayımız alınmadan el konularak, odalarında bulunan eşyaların tahliye edilmesi açık bir kanunsuzluk halidir. Veya Adana Adliyesinde yer alan tuvaletlerin avukatların kullanımına yasaklanması trajedi komik bir olaydır. Bu arada Baromuzun kullanımında olan fotokopi odalarımızda iki gün süreyle elektrik kesintisini de siz değerli meslektaşlarımın takdirlerine havale ediyorum.

Yurt dışı özellikle Avrupalı meslektaşlarımız ile kimi toplantılar vesilesiyle bir araya geldiğimizde, kendi ülkelerindeki uygulamalar, hukuk ve adalet sistemlerinde yargının tüm süjeleriyle birlikte en iyiyi arama çabaları ve çalışmalarını öğrendiğimizde yaşadıklarımızın ne denli basit ve enerji kaybettirici olduğunu üzülerek de olsa düşünemeden edemiyoruz.

Değerli meslektaşlarım; ülkemiz hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel insan hak ve özgürlüklerini kabul etmiş ve Avrupa Konseyi’ne üye olan 47 devletten biridir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yetkisini tanımış ve yakın zamanda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yöntemini kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla verdiği kararların, ilk derece ve temyiz mahkemeleri açısından bakış açısını, zihniyeti değiştirebilecek bir şans olarak gördüğümü ifade etmek isterim. Elbette Mahkeme kararları tartışılabilir, eleştirilebilir. Anayasa Mahkemesi bir kadastro mahkemesi olmadığı, kamuoyuna intikal eden ve siyasi tarafı ağırlıklı olan kimi karışık ve zor davalara bakması nedeniyle deyim yerindeyse topa da tutulabilir. Ben de kimi kararlarını eleştiriyor ve dolayısıyla hukuken katılmıyorum. Ancak Mahkemenin kararlarına bütün olarak bakılarak, kendisini geliştirmesine olanak verilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Kaldı ki; bugüne değin verdiği kararlarla uluslararası arenada takdire de şayan görülmüştür.

Değerli meslektaşlarım; Ebediyete irtihal eden, 2016 yılının Avukatlar Haftasını göremeyen meslektaşlarımız var. Kendilerine Cenabı Haktan rahmet, ailelerine ve camiamıza başsağlığı diliyorum. 

En güzel günlerde buluşmak dileğiyle hepinize içtenlikle selam ve saygılarımı sunarım.

                                                                                   05 Nisan 2016, Konya
                                                                                       Av. Fevzi KAYACAN
    

Kapat
Kapat
BURASI UYARI METNİ
HABER BAŞLIKLARITüm Haberler >>
DUYURULAR Tüm Duyurular >>
BARO LEVHASI
Arama yapmak istediğiniz kriteri giriniz
Adı :
Soyadı :
Baro Sicil No :
Gönder
ANKET
Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan kanun taslağında şubeleşme ve şirketleşmenin önünü açacak düzenlemelere yer verilmiştir. Konu hakkında ne düşünüyorsunuz?


Gönder
KAN GRUBU ARAMA
Gönder
E-BÜLTEN
ADRES
Akabe Mah. Cemil Çiçek Cad. Yeni Adalet Sarayı No: 175 A Blok Zemin Kat 42050 KARATAY - KONYA Tel: 0.332 356 00 18
@ 2010 Tüm hakları saklıdır. KONYA BAROSU BAŞKANLIĞI