BAŞKAN'dan>>

Değerli meslektaşlarım;

Baromuzun 102. Kuruluş yıldönümünü yürekten kutluyorum. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri alanında, ülkemizle birlikte daha da güçlü nice yıllar diliyorum.

Ebediyete intikal eden tüm mensuplarımızı rahmetle anıyorum. 
 
Diyarbakır Askeri üssünde bayrağımızın indirilmesinden dolayı büyük bir üzüntü duyuyorum. Bayrak, vatan, millet gibi hassasiyetlerimiz üzerinde oynanan kirli oyunları tehlikeli bulduğumuzu, sosyal mühendisliğe soyunan kişi veya kurumların tehlikeli sularda yüzdüğünü önemle belirtmek isterim. Bu topraklar üzerinde yaşayan herkes kardeştir. Bir bütünün parçalarıdır. Vatan hepimizin vatanıdır. Bayrak hepimizin bayrağıdır. Bu nevi kirli senaryolarla statü elde edilemeyeceği asla unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti; bayrağı, vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütünüdür. Bu gerçeği bir kez daha hatırlatmak isterim. 
 
Değerli meslektaşlarım;  
 
Bir toplumu, bir devleti, ayakta tutan en önemli kurumlardan biri de yargıdır.  “sığınılacak son liman” olarak nitelendirilmektedir. Bense yargıyı; “bindiğimiz dal” olarak görüyorum. Yargının gündelik çekişmelere feda edilmemesi gerekir. Yargı yerlerinde görev yapan kişilerin değişik algı ve yöntemlerle yıpratılmaması, adalet duygularının yozlaştırılmaması gerekir. Yargı içinde gruplaşmalar, kutuplaşmalar, hukuk dışı örgütlenmeler asla kabul edilemez. Son derece açık ve net bir teklifte bulunuyorum. Gelin, yargıda mülakatı kaldıralım. Yazılı sınavı başarıyla geçenler hâkim ve savcı olabilsinler. Aksi halde dün ve bugün tartışıldığı gibi, yarınlarda da yargıdaki politizasyonu konuşur dururuz. Yargının siyasallaşmaması ve siyasettin de yargısallaşmaması bunu gerektirir. 
 
Değerli meslektaşlarım;  
 
Öteden beri ülkemizde, yargı alanında iyileştirme çabalarına tanık olmaktayız. Yargı yerleri, yani mahkemeler bir sonuçtur. Sonuçlar üzerinde tartışmalar yani muhakeme dediğimiz faaliyet yapılır ve kararlar verilir. Bu sonuçları doğuran nedenler üzerinde ciddiyetle durulmalı ve esaslı politikalar üretilmelidir. Sürekli ihtilaf doğuran bir toplum yapısına mahkemelerin, adalet saraylarının dayanamayacağı muhakkaktır. Ülkemizde suç olgusu, neredeyse toplum katmanlarının her derecesinde yaşanmaktadır. Toplumun suç üretmesinin en önemli nedenlerinden biri temel değer yargılarımızdan uzaklaşmamızdır. Fazilet, erdem, ahlâk, dürüstlük, insan sevgisi, insana saygı, haklara saygı, kurallara itaat maalesef yitirdiğimiz değerler haline geldi.  Sorumlu kişi ve kuruluşların, makam, mevki hırsına bürünmeleri, sorumluluğu altında bulunan kurumların işlevsel çalışıp çalışmadığından ziyade kapitalist ve siyasal duygularla hareket etmeleri masumların ölümüne neden olmaktadır. Bu cümleden olarak ne yazık ki evrensel hukuk kurallarının özellikle İLO sözleşmelerinin kabul edilmeyip, uygulanmaması nedeniyle Soma’da yüzlerce insanı yitirmiş olmamız acı vericidir. Her fırsatta atıfta bulunduğum gibi Şeyh Edebali’nin ifadesiyle “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”. İçinde insanın olmadığı bir devletin güçlü olması neyi ifade eder? Milli mefkuremizin insanı yaşatmak olması gerektiğine inanıyorum. İnsanı yaşatmanın en önemli yöntemi ise evrensel hukuk değerlerini kabul etmek ve bunları samimiyetle uygulamaktır. 
 
Değerli meslektaşlarım; 
 
Ülkemizin, çağdaş, demokratik ve insan hak ve özgürlüklerine dayanan insan onurunu üstün tutan bir anayasaya şiddetle ihtiyacı vardır. Elbette yollar, köprüler, hava limanları, hastaneler, okullar, demir yolları önemlidir. Elbette borsa önemlidir. Elbette Ekonomi, ihracat, ithalat önemlidir. Ancak içinde adaletin olmadığı bir toplum düzeninin uzun süreli olmadığı ve insanları mutlu etmediği birçok tarihi örneklerle sabittir. Bağımsız, tarafsız bir yargı, empati yapabilen, insanımızı insan gören bir yargısal anlayış özlemimizdir.
 
Konu hak ve özgürlükler olunca da bunun en önemli güvencesinin yine yargı ve yargı kademesinde de savunma mesleği olduğunu önemle ifade etmeliyim. Yargı denilince nedense her zaman hâkim ve savcılar anlaşılmaktadır. Oysa savunma mesleğini temsil eden avukatlar da yargının kurucu ve vazgeçilmez unsurlarıdır. Yeni bir avukatlık yasasına ihtiyaç duyduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Savunması çağdaş olmayan bir devletin yargılama sisteminin çağdaş olduğundan söz edilemez. Avukatlık; her hukuk fakültesini bitirenin yapabildiği bir meslek olmaktan artık çıkarılmalıdır. 

Değerli Meslektaşlarım; 
 
Yakın zamanda Baromuzun Sosyal Tesislerinin açılışını gerçekleştireceğiz. 103. Kuruluş Yıldönümünde orada buluşmayı diliyoruz. Bizim için son derece önemli olan bu tesisin bize kazandırılmasına katkı veren Konya Büyükşehir Belediyemize, TBB’ye, tüm ilçe belediyelerimize üstatlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. 
 
102. Kuruluş yıldönümünü bir kez daha kutlar, tüm mensuplarımıza sağlık, huzur ve başarı dolu daha nice yıllar diliyorum. 
 
Saygılarımla…
  10 Haziran 2014, Konya

Konya Baro Başkanı
Av. Fevzi KAYACAN
Kapat
Kapat
BURASI UYARI METNİ
HABER BAŞLIKLARITüm Haberler >>
DUYURULAR Tüm Duyurular >>
BARO LEVHASI
Arama yapmak istediğiniz kriteri giriniz
Adı :
Soyadı :
Baro Sicil No :
Gönder
ANKET
Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan kanun taslağında şubeleşme ve şirketleşmenin önünü açacak düzenlemelere yer verilmiştir. Konu hakkında ne düşünüyorsunuz?


Gönder
KAN GRUBU ARAMA
Gönder
E-BÜLTEN
ADRES
Akabe Mah. Cemil Çiçek Cad. Yeni Adalet Sarayı No: 175 A Blok Zemin Kat 42050 KARATAY - KONYA Tel: 0.332 356 00 18
@ 2010 Tüm hakları saklıdır. KONYA BAROSU BAŞKANLIĞI